“Tozlu Perde”

Renkli Sandık‘tan pek renksiz bir şiir çıktı. Üzeri biraz tozlu olabilir:

Tozlu perden altında boğulan milyonların çığlığı.
Milattan beri durmaksızın devam eden,
Yalnız harç ve sıvadan değil,
Emek ve gözyaşından beslenen
Sapkın bir medeniyetin şantiyelerinden yükselen…

Tozlu perden altında boğulan yüz binlerin çığlığı.
Asırlardır hasır altına mahkûm edilen,
Yalnız, dağdan gelen değil,
Özbeöz bağ sahiplerinden
Kırılan ve kovulanların sokaklarından yükselen…

Tozlu perden altında boğulan on binlerin çığlığı.
Yıllardır dinmeyen bir hiddetle soyu tüketilen,
Yalnız müessir fiil ve üniformayla değil,
Mahrem tertip ve küflü bürokrasiyle ezilen
Cesurların yattığı meydanlardan yükselen…

Tozlu perden altında boğulan bir avuç çapulcunun çığlığı.
Yıllardır harman ve hasat edilen,
Yalnız tarlaları, bağları ve bahçeleri değil,
Hakları, hürriyetleri ve haysiyeti toplanıp biçilen
Çoraklaşan ve yozlaşan topraklardan yükselen…

Tozlu perden altında boğulan koca bir neslin çığlığı.
Büyüklerin hikayelerini dinleyerek yetişen,
Yalnız istikbalinin sırtını müstakbel bir devrime değil,
Bugün dokunarak başlattığı kırılmaya veren
Yıkmaya ant içtiği korku duvarının ardından yükselen…

Reklamlar