“A Morte Devagar”

Geçenlerde karşılaştığım bu şiir, Türkiye’nin şu günlerde içinde bulunduğu süreçle harmanlanarak okunacak olursa, özünden biraz daha farklı bir anlama bürünecektir – yaşananların da aslında özünü aşarak başka anlamlar kazanması gibi. İşte bu yüzden paylaşmak istedim:

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin bile rengini değiştirme riskine girmeyenler…

Yavaş yavaş ölürler
Televizyonu hayat rehberi yapanlar,
Heyecandan ve tutkudan kaçınanlar,
‘Beyaz üzerine siyah’ı
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıya değişenler…

Yavaş yavaş ölürler
Altüst olmayı kaldıramayanlar,
Yaptığı işe gönülsüzce devam edenler,
Yerleşik düzeni belirsizliğe tercih edenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar…

Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar,
Seyahat etmeyenler,
Müziği duymayanlar,
Vicdanlarında hoşgörü barındıramayanlar…

Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar,
Günlerini bedbahtlıktan,
Hiç dinmeyen yağmurdan yakınarak geçirenler,
Asla yardıma muhtaç olduğunu kabullenmeyenler…

Yavaş yavaş ölürler,
Bir davayı daha başlamadan terkedenler,
Bilmediği bir konuda soru sormaktan çekinenler,
Cevabını bildiği sorular karşısında suskun kalanlar…

Hâlbuki bu ölümden sakınabilirler,
Ufak dozlarla bile olsa,
Yaşamanın yalnızca nefes almaktan ibaret olmadığını hatırlayabilenler…

Martha Medeiros

(Aslı İspanyolca olan bu şiir, elden geldiğince özüne sadık kalınarak Türkçe söylenmeye çalışılmıştır.)

Reklamlar